Alevi Hareketinin Geçmişi ve Bugünü: Sabırla Nefsi Terbiye Etmek

Alevi toplumu! Sabır ve öz disiplinle nefsi terbiye etmenin önemine bir kez daha dikkat çekiyoruz. “Gönül defterini açtım, okuyorum. Yolunu bilirsen gir bak neler var. Fazileti Ali, kudreti Hakk’tır. Eğer kervancıysan, sür bak neler var.” Bu sözler, Aşık Davut Sulari’ye ait olup, derin bir manevi yolculuğu simgeliyor.

1990’larda Alevi örgütlenmesi, var olma temelinde bir savunma refleksi olarak ortaya çıktı. 12 Eylül 1980 askeri darbesinin üzerinden on yıl geçmiş, toplum baskıdan çıkıp “kimliklerin keşfi” sürecine yönelmişti. Ancak Aleviler için bu keşif süreci, büyük acılar ve travmalarla doluydu. Alevi hareketi, bu dönemde “toplumsal varlığın ispatı” aşamasına gelerek, “Aleviler Vardır, Alevilik Haktır” sloganıyla kamusal alanda daha görünür hale geldi.

1993 Sivas Madımak Oteli Katliamı ve 1995 Gazi-Ümraniye Katliamı, Alevi örgütlenmesinde önemli dönüm noktaları oldu. Bu olaylar, derneklerin “hak ve adalet arama platformları” olarak doğmasına vesile oldu. Kurulan ilk dernekler ve vakıflar (örneğin Semah Vakfı, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği), inancın yasaklı tarihini yazılı ve sözlü belleğe aktarmak amacıyla hayata geçirildi. Bu süreç, dönemin Alevi yol önderleri ve aydınları tarafından yönetildi.

Cemevleri, bu samimi kadroların inancın sığınağı olarak inşa ettikleri ve Alevi toplumunun kendini özgür hissetmesini sağladığı mekanlar haline geldi. 1999 yılında Kadıköy’de “Eşit Yurttaşlık” temalı mitinge bir milyondan fazla Alevi katıldı ve bu büyük kalabalık, toplumsal özgüveni yeniden canlandırdı. Ancak 2015 sonrasında, bazı federasyon ve dernek yöneticilerinin kişisel çıkarlar peşinde koşmaları, toplumsal güveni zedeledi. Sonuç olarak, Alevi örgütlerinin etkinliklerine olan ilgi azaldı ve birçok dernek, katılımcı sayısını artırmakta zorlandı.

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Onursal Başkanı Turgut Öker, geleneksel Anadolu Alevi Ocak Sistemi ile mevcut örgütlenme modeli arasında bir uyumsuzluk olduğunu vurgulayarak Alevi hareketinin bugün ciddi bir tıkanma yaşadığını belirtti. Öker, “Kendi ilkelerine dayanmayan bir yapı, o Yol’u taşıyamaz. Bugün mesele kişiler değil, kurduğumuz modelin artık işlememesidir” dedi. Ayrıca, dernekçiliğin yol açtığı ayrışmalara ve kargaşalara dikkat çekti.

1990’lı yıllarda ihtiyaç üzerine kurulan dernekçilik modelinin o dönemde işlev gördüğünü belirten Öker, fakat günümüzde bu modelin sorgulanmadan sürdürülmesinin sorunları derinleştirdiğini ifade etti. Alevi toplumunun geleceği için, sabırla ve kararlılıkla nefsi terbiye etme ve toplumsal değerlerimizi yeniden canlandırma zamanı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir