Okudum ve yazdım: İvan Gonçarov’un dev eseri Yamaç romanına dair bir analiz

Oblomov romanı gibi dev bir esere imza atan İvan Gonçarov’un bir diğer romanı ise Yamaç’tır. Yamaç’ı büyük bir ciddiyetle ve keyifle okudum. Kitap tabiri caizse tuğla kalınlığında (956 sayfa) Romanı iki haftalık gibi bir sürede okudum. En sonda söyleyeceğimi baştan belirtmek istiyorum: Yamaç, yazarın Oblomov romanı kadar ses getirmedi ve teknik açıdan kusurlu buldum biraz.

Ama yine de okunması gereken ve üzerinde düşünülmesi önemle arz edilen bir yapıttır. 19. yüzyıl Rusya’sını sanat, sosyal hayat ve kültürel açıdan hicveden Yamaç romanı, yazarın dünya edebiyatın ve Oblomov eserinin gölgesinde kalsa da değerinden bir şey kaybetmeyen bir edebiyat şaheseri oldu benim için…

Dünya klasiklerini seven biri olarak şunu söyleyebilirim: Yamaç’ı okumayan bir okur kendini eksik hissetmiş sayılır benim nazarımdan. Romanın 956 sayfa olması gözünüzü sakın korkutmasın ve sindire sindire okuyun. Ülkemizde kalın kitaplara karşı bir önyargının olduğunun farkındayım ama kalın kitaplara başlandığında gerisi çorap söküğü gibi geliyor. 

Uzun zamandır okumak isteğim bir romandı Yamaç… Arada başka okumalarım olduğu için bir süre erteledim ve nihayetinde elime aldım. Her gün 50,60 bazen de 100 sayfa okudum. İki haftalık bir sürede kitabı bitirdim ve üzerimde büyük bir yük kalktı. Bana göre; İvan Gonçarov hem Rusya’da hem de dünyada değeri az bilinen edebiyatçıların başında geliyor. Öyle olmasaydı dünya edebiyatına iki dev roman sığdıran (sadece bunlarla sınırlı değil) bir yazı emekçisinin hak edilen değerden daha fazla ilgi görmesi gerekirdi. 

Romana gelirsek; dönemin 19.yüzyıl Rus toplumunu bir sanat adamının gözünden eleştiren yazar, kendini toplumdan bir nevi üstün gören ve herkese ders vermekle kendini yükümlü gören Rayski’nin içinde bulunduğu girdabı merkeze alıyor. Öte yandan aşk da umduğunu bulamayan ve bunun üzerine şehir hayatından kaçıp, kendisine ait olan çiftliğe dönen Rayski’yi burada da bekleyen yeni olaylar var.

Büyük bir toprak ve köle sahibi olan Rayski (bu miras babasından kaldı ve büyükannesi işletiyor) bütün servetini elinin tersiyle itmesi ve sadece roman yazmak, sanata yoğunlaşmak istemesi kültür çatışmasına neden olur. Büyükannesi çiftliğin başına geçmesini ve işleri eline almasını isterken; Rayski ise bunu reddeder… Olaylar geliştikçe romanı daha çok seveceğinizi umuyorum. İlk sayfalarda sizi içine çeken, müthiş tasvirlerle örülen Yamaç için kitaplığınızda yer açın…

Gonçarov, son romanı Yamaç’ta 19. yüzyıl Rus toplumunu detaylı bir şekilde resmediyor. Rayski, Petersburg’daki şehir hayatından kaçarak Volga kıyısındaki aile çiftliğinin bulunduğu Malinovka’ya gider. Kendini sanatçı olarak tanımlayan Rayski resim, müzik ve edebiyatla ilgilenir ama bu ilgi hep yüzeysel kalır, tıpkı özel hayatındaki gibi.

Sayfa: 956

Volga kıyısında bir aile çiftliği

Rayski, Petersburg’daki şehir hayatından kaçarak Volga kıyısındaki aile çiftliğinin bulunduğu Malinovka’ya gider.

Kendini sanatçı olarak tanımlayan Rayski resim, müzik ve edebiyatla ilgilenir ama bu ilgi hep yüzeysel kalır, tıpkı özel hayatındaki gibi. Önce Sofiya Belovodova sonra da kuzenleri Marfenka ve Vera’ya olan ilgisi de derinleşemez, Vera için nihilist Volohov ve komşuları Tuşin’le yarıştığı halde.

Önce Sofiya Belovodova sonra da kuzenleri Marfenka ve Vera’ya olan ilgisi de derinleşemez, Vera için nihilist Volohov ve komşuları Tuşin’le yarıştığı halde. Gonçarov yirmi yıl üzerinde çalıştığı Yamaç’ta toplumsal gelişmelerin ışığında romana eklediği karakterleri ve odak noktasını zamanla değiştirir. Volohov karakteriyle nihilizmi, roman bütünlüğünü sağlayan karakteri Rayski’yle ise dönemin Rus sanatçılarını eleştiriyor. 

Yeni okumalar yapmak isteyenler için Yamaç romanını şiddetle tavsiye ediyorum. 

Kitap sayfası için iletişim:

[email protected]

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*